İlaç kullanmadan, ameliyat olmadan yalnızca organizmanın iç rezervlerini harekete geçirerek pek çok kronik ve tedavisi imkansız sanılan hastalıklardan tamamen kurtulabilirsiniz!
Norbekov Sistemi;seminerlerini 1 yılı aşkın bir süredir Ankaralılara sunuyor. İnsanın Kendini Yeniden Yaratmanın Yollarını gösteren bu eğitim seminerinde, iç potansiyelinizi açığa çıkararak bir çok hastalıklarınızdan kurtulmanız mümkün. Özbek asıllı Rusya vatandaşı,Ord.Prof. Mirzakarim Sanakuloviç NORBEKOV tarafından yaratılan ve adını taşıyan bu sistem,dünyanın 32 ülkesinde, -10 gün süren eğitim seminerleriyle- insanların kendi kendilerini yeniden iyileştirmelerinin yollarını gösteriyor. “ İnsanın hasta, çirkin ve fakir olmaya hakkı yoktur ”diyen Norbekov; 19 yaşında,yaşadığı talihsiz bir olay sonucu böbreklerinin ceviz büyüklüğünde olduğunu ve bundan sonra ki yaşamını dializ makinesına bağılı yaşayacağını öğrenmesiyle, sistemini yaratıyor. Norbekov Sistemi; Uzakdoğu kadim bilgileri, Abu Ali İbn-i Sina’nın öğretileri ve Norbekov’un çağdaş batı tıbbındaki bilgi ve deneyimlerinin özgün bir harmanı olarak insanlığa sunulmuş eşsiz bir sistem! Sisteme ait M.S. Norbekov imzalı , dünyada milyonlar satan “Aptalın Deneyimi-Aklını Başına Toplama Rehberi-”isimli kitap, orjinal bi anlatıma sahip! Sistemi Türkiyeye getiren ve Türkiye’de sistemin eğitmenliğini yapan Kırgız asıllı Mahram Satymbaeva ve eşi Doç.Dr.Kabuljan Murzaev; Rusya’da yaşadıkları dönemde Norbekov’un “Aptalın Deneyimi ”kitabıyla tanıştıktan sonra hayatlarının değiştiğini, sistemin somut sonuçlarını kendi üzerlerinde yaşadıktan sonra Moskova’da Norbekov Enstitüsünde eğitimlerini tamamlayıp bu sistemi, uzun yıllar yaşadıkları Türkiyeye ve Türk insanıyla tanıştırmaya karar verdiklerini söylüyor. Sizler için Mahram Satymbaeva ve Doç.Dr. Kabuljan Murzaev’e merak ettiklerimizi sorduk…
Sistemin yaratıcısı Norbekov hakkında neler söylemek istersiniz?
-Norbekov; Özbek asıllı, Rusya vatandaşı, bir çok dalda doktorasını yapmış, 18 telif hakkı eserleri olan Ordinaryüs Profesör bir kimlik. 19 yaşında böbreklerinin işlevini yitirip, ceviz büyüklüğü halini alması ve dializ makinasına bağımlı bir yaşam sürmesi sonucu, Uzakdoğu kadim bilgilerini temel alarak böbreklerini kendi kendine iyileştiriyor.Bunu ben yaptıysam herkes yapabilir diyerek, sistemini şekillendirip Rusya Moskova’da “Kendini Yenileme Enstitüsü”nü kuruluyor.Bu gün dünyada 3 milyondan fazla kişi sağlıklarını bu sistemle geri kazandı.. Norbekov’un bir çok tekniği Alternatif Tıp sistemleri arasında en iyisi olarak kabul ediliyor.
Dünyada milyonlar satan “Aptalın Deneyimi”isimli kitabıyla en çok satan yazar ünvanına sahip. Kitap enteresan bir anlatım içeriyor. Biraz iğneleyici ve özgün anlatımıyla son derece keyifli...Bir çok insan kitabı okuduktan sonra hayatında fark yaratıyor.
Norbekov Sistemin Amacı Nedir?
Bu sistem; İnsanın kendi iç potansiyelini kullanmayı öğreterek, organizmayı harekete geçirip, sağlığın geri kazanılmasına, yaşama bakışın değişmesine ve kaliteli bir yaşam sürmeye yardımcı oluyor. Sistemin temelinde Çağdaş Tıp ve Eski Doğu Bilimleri yatmakta. Seminerlerimizde bu bilgilerin uygulanabilirliği öğretiliyor. Dünyanın bir çok ülkesinde bu sistemle milyonlarca kişi sağlığına yeniden kavuştu. Sistem dünyaca eşi,benzeri yok kabul ediliyor.
Sistemi Benzersiz Kılan Nedir?
Bu sistemde hipnoz, ilaç kullanılmıyor.Kişinin -aktif bir şekilde- hastalığıyla başa çıkması için hangi yoldan gitmesi gerektiği öğretiliyor. Aslında her şeyi kişi “kendisi” yapıyor. Göz rahatsızlığı olan, gözlük kullanan kişi bir taraftan gözlerini iyileştirip gözlüklerinden kurtuluyor , aynı anda faklı bir yerini daha iyileşiyor.Bunlar aynı anda oluyor. Bunun sırrı bedeni bir bütün olarak algılamakta. Seminerlerimizde bunların yöntem ve teknikleri 10 gün süresince son derece basit ve uygulanabilir şekilde öğretiliyor. Teknikler 9 yaşından 90 yaşına kadar herkes tarafından kolaylıkla uygulanabiliyor.
Sistem Hangi Metodlarla İnsanları Sağlığına Kavuşturuyor?
Seminerlerde kullanılan 10 metod var:
Biyolojik Aktif Noktaları Uyarma
Omurga ve Eklem Jimnastiği
Damar Jimnastiği
İrade Jimnastiği
Hayal Gücü Jimnastiği
Hormonal Denge Jimnastiği
Duygu Jimnastiği
Görme, İşitme, Koklama Jimnastiği
Ciltteki Pürüzleri Giderme Egzersizi
Yüz ve Fiziksel Görünümü Düzeltme Egzersizi
Bu metodlar değişken bir sırayla, her bir yöntem uygulanarak organizmanın kendi kendini iyileştirmesini ve yenilemesini sağlıyor;her bir kas, her bir ilik, her bir damar harekete geçiyor. Yöntemlerin teker teker hepsi kronik bir hastalıkla başa çıkabilme özelliğine sahip.
Norbekov Sistemi Hangi Hastalıklarda Etkilidir?
Solunum problemleri, fıtıklar, kadın hastalıkları, sindirim problemleri, her türlü vücut ağrıları, stres, fazla kilolar ve kronik hastalıklarda son derece büyük başarılar sağlanmıştır. Ayrıca Norbekov’un tıpta devrim yaratan yöntemleriyle tüm göz kusurları ( miyop-astigmat-katarakt-glokom-daltonizm-göz sinirlerindeki tahribatlar vb…) ilaçsız, ameliyatsız başarıyla çözümleniyor.
Tüm Bu Hastalıklardan 10 günde Kurtulmak Mümkün Mü?
Seminerlerimiz 10 gün devam ediyor. Katılımcılar 10 gün boyunca aktif bir şekilde birebir uygulamalarla somut sonuçlar alıyor. Bir çok kişi sorununu 10 günde çözüyor. Seminer sonunda öğrenilen metodlar ömür boyu uygulanabilir nitelikte.
"BURÇ" Dergisi Sayı 71- Hatice CANER ( Ocak 2007 )
Kendini yeniden yaratmak – Hem de gülümseyerek
Yaratım bir kitap okumamla başladı. Ağustos ayında bir arkadaşımın elinde gördüm kitabı. Adı, ‘Aptalın Deneyimi, Aklını Başına Toplamak için Rehber. Kendinizi Yenileyin ve Gözlüklerden Kurtulun’ idi. Şöyle bir göz gezdirdim ve ‘ben de istiyorum’ dedim. Sonuçta bana hediye olarak gelen bu kitap benim kendime çok değerli bir hediye vermeme vesile oldu. O hediye ki, kendimle yeni bir düzeyde barışmış kendimdir.
Kitap biraz alaycı bir üslupla ve doğrudan, insanın tam göz bebeğine bakarak ifade eden bir tavırla kaleme alınmış. Kitabın önermesi iddialı görünmekle birlikte içime çok doğru geldi; demektedir ki “İnsanın hasta, çirkin ve fakir olmaya hakkı yoktur.” İçindeki sevinci açığa çıkartmak, öz gücüne sahip çıkmak, hayat içinde dimdik ve sevgiyle yürümek senin kendine yakıştırdığın şeylerse ve lakin bir yerlerde takılıyorsan kitabın anlattığı duruş sana takıldığın yerlerde yardımcı olabilir. Yok sen duygularında kaybolmayı seçiyor, kurban rolünden besleniyor ve bahanelerle kendini saklayacağını sanıyorsan, yazar seni sobeliyor ve ‘ne halin varsa gör’ diyor.
Yazar, Özbek asıllı Rusya vatandaşı bilimin üç dalında doktorasını yapmış Ord. Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov. Uzakdoğu sporları, tıbbı, Abu Ali İbni Sina’nın bize bıraktığı mirası ve Batı tıbbı konusunda edindiği bilgi ve deneyimleri kendi kişiliğinin potasında eritip, tüm bunlardan özgün bir sistem yaratmış. Sistem yazarın adını taşıyor.
Bu sistemde ekstrasens ya da hipnozla etkileme gibi hiçbir şey yok, sistem herhangi bir süper ilaç ya da deva, derman sunmuyor. Sadece insanı ölüm ve hayat çizgisine getiren hastalıkla başa çıkabilmesi için hangi yoldan gitmesi gerektiğini gösteriyor. Yani, insanın kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiriyor. Herkes kendisi hastalıkları ve onlara neden olan sebepleri ortadan kaldırıyor. Vucüt ve ruh yeniden gençleşiyor. Arzu edilen hedeflere doğru adımlar atılıyor. Katılımcılar kendilerine ve dünyaya olan pozitif tavrını geliştiriyorlar. İnsan olumlu karakter niteliklerini biçimlendiriyor. Sistem, insana kendi vücut özelliklerini ve bireysel vasıflarını yeniden düzenlemeyi öğretiyor.
Norbekov Sistemi balık ikram etmiyor, o isteyen herkese balık tutmayı öğretiyor. Eyvallah, pek hoş bir durum bu. Merkezi Moskova’da olan bu sistemin dünyada 34 ülkede yıllardır uygulanmakta olduğunu ve dünyada bu sistem sayesinde 3 milyondan fazla insanın sağlığına kavuştuğunu söylüyorlar. Sistem, hem mutluluğu hem başarıyı yakalamayı öğretiyor. Sistem, isteyen kişinin, hangi yaşta olursa olsun uygulayabileceği, vücudu zorlamadan vücuda hizmet eden bir uygulamalar bir bütünü ki; dayandığı temel, kişinin kendisine duyduğu güven ve sevgi.
KİTAPTA Kİ YAŞAM FELSEFESİNİN BEDENSEL SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ EN KISA SÜREDE YAŞAMAK İÇİN ÖĞRETİLEN UYGULAMALARDAN BAZILARI, GÖZLERİ KISA SÜREDE İYİLEŞTİRİP, GÖZLÜKLERİ ATMAKLA İLGİLİ. GÖZLÜKLERİ ÇIKARTMAK BUZDAĞININ GÖRÜNEN TARAFI, ASLINDA HEDEFLENEN TÜM BEDENSEL SAĞLIĞIN BU POZİTİF YAKLAŞIM SUNAN SİSTEMDEN FAYDALANMASI.
Kitaptaki yaşam felsefesinin bedensel sağlık üzerindeki etkilerini en kestirmeden yaşamak için öğretilen uygulamalardan bazıları gözleri kısa sürede iyileştirmek, gözlükleri çıkartıp atmakla ilgili. Net gören gözlerin ne muhteşem bir lüks olduğunun farkında mısınız? Gözlükleri çıkartmak sadece buzdağının görünen tarafı. Aslında tüm beden bu pozitif yaklaşımdan nasibini alıyor. Aman deyim, bir marifet ki gökte ararken yerde bulmuşum. Öğrenci hazır olduğunda öğretmen ayağına gelirmiş.
Kitap, hayatıma yepyeni bir kavramın girmesine vesile oldu. “KAS KORSESİ”..
Kas korsesi nedir?
En sevdiğiniz şeyi düşünün, kendinizce en başarılı olduğunuz anı hatırlayın, en güven duyduğunuz insanı hissedin, sizi gülümseten en sevimli varlığı gözünüzün önüne getirin. Tüm bunları bir araya getirdiğinizde vücudunuzun duruşu nasıl? Yüzünüzdeki ifade nasıl? Gülümsüyorsunuz. İyi hissediyorsunuz. Sırtınız dik. Omuzlarınız geride, göğsünüz ilerde. Boynunuz başınızı zarif bir kadeh gibi taşıyor. Güzelsiniz. İşte kas korsesi bu.
Kas korsesi ne işe yarar?
Günlük hayatımızın rutin döngülerindeki davranış kalıplarımıza baktığımızda şöyle bir akış görülüyor.
Düşünceà Seçimleràİnanç kalıplarıàDavranış KalıplarıàKişilikàKas korsesi (Mesela mutlu bir kişilikte iseniz yukarı kıvrık dudak uçları ama tersi ise çatık kaşlar belki alında kırışıklar hatta düşük omuzlar)
Kas korsesi farkına bile varmadan giydiğimiz kişilik kostümü. Ne olduğumuzu bedenimizle ifade etme şekli.
Hayatımızdaki her şeyi biz kendimiz kendi seçimlerimizle oluşturduğumuz inanç ve davranış kalıpları üzerinde şekillendiriyoruz. Peki, eğer, bahtı kara biri olduğumuza inanıyorsak ya da yıldızımız düşük diye bir zırva kalıbın içine farkına bile girmeden girmiş de çıkamıyorsak ne oluyor? Düşük yıldızımızın sebep olduğu kara bahtımız her melaneti yaşamamıza sebep oluyor. Acaba yaşanan sıkıntılardan sorumlu olan gökteki yıldız mı yoksa biz kendimizle ilgili farkına bile varmadan oluşturduğumuz inanç kalıplarının yükünü mü taşıyoruz? Elbette ikinci seçenek doğru.
Bu konuda kitabın önermesi şöyle. Diyor ki, günlük hayatın döngüleri her zaman düşünceden kas korsesine doğru olmayabilir. Bu döngü tersine çevrilerek, sonuçtaki kas korsesi değiştirilerek başlangıçtaki düşünce kalıbımız ve kişiliğimizdeki yıkıcı sebepler değiştirilebilir. Şöyle ki;
Gülümseyen bir yüz ve dik duran beden (Kas korsesi)
Kişilik
Davranış kalıpları
İnanç kalıpları
Seçimler
Düşünceler
Ne düşünüyorsak onu oluruz ya da ne isek onu düşünürüz. Ne olduğumuza ya da ne olacağımıza biz karar veririz.
İşte, kitabı okuyup böylece etkilendikten sonra ‘kitapta anlatılan uygulamaları bana sesli-sözlü aktaracak birileri olsa’ diye düşündüm, zira, şahsen biraz tembelimdir. Bu arada da kitabı her tanıdığıma anlatmaya başladım. Ben uygulamaları yapmamıştım ama kitabı benden duyup, uygulamaları da yapan 3 kişi gözlüklerini çıkarmıştı.
Kasım ayında açılan Naturel Fuarı’na gidip bizim Burc dergisinin standına oturduğum anda tam karşımdaki standa baktım ve yerimden fırlayıverdim. Orada Norbekov Center yazıyordu. Meğer kitapta anlatılan bilgileri kapsamlı olarak öğrenmek İstanbul’da da mümkün imiş. En yakın tarihli seminere kaydoldum. 10 gün boyunca her gün üçer saat sürecek bir içsel yolculuğa başladım. Bu içsel yolculuk, daha önce katıldığım birkaç seminerden tamamen farklıydı. İlk kez bir kişisel gelişim seminerinde bedenim bu denli onurlandırıldı. Kişisel gelişimimde ilk kez sebeplerim değil sonuçlarım ön plana çekildi. Ne olmayı seçiyorsam önce onu olmam gerektiğini, bunu yaratacak sebeplerin sonradan geleceğini ilk kez bu kadar net gördüm, yaşadım. İlk günlerde kas korsesi olarak takılan gülüşlerin 10 gün içinde nasıl sevgiye ve gerçeğe dönüştüğünü gördüm. Seminerin sonunda en eski dostumla yani kendimle yeni bir düzeyde yeni bir hayata başladım.
Norbekov Sistemi’ni Türkiye’ye getiren Mahram Satymbaeva ve eşi Kabuljan Murzaev Kırgız asıllılar. Önce Doç.Dr. Kabuljan Murzaev ‘Aptalın Deneyimi’ni Rusça’dan Türkçe’ye çevirmiş ve kitap Sistem Yayıncılkta 2005’te yayımlanmış. Son ondört yıldır Türkiye’de yaşıyorlar. Kendileri, Norbekov Sistemi ile geçtiğimiz yıllarda tanışıp, Moskova’da gerekli eğitimleri almışlar. Uygulamaların somut sonuçlarını kendi üzerlerinde yaşayıp sisteme inandıktan sonra da bu hizmeti Türkiye’de vermek için girişimlere başlamışlar. Yaklaşık bir yıldır bu seminerler İstanbul’da verilmekte.
Seminerin 10 gün boyunca bana kattığı artı değerler ve benim içimden çıkarmama vesile olduğu gücü bir kenara koyacak olsaydım bile, Mahram hanım gibi bir sevgi varlığını tanıdığım için bu 10 günü mutlulukla hatırlardım. Yaptıklarının insanlara nasıl değerli bir hizmet olduğunun bilincinde olarak sevgi-bilgi aktarımında bulunan bu çifte teşekkür etmek isterim.
"Chi" Dergisi Sayı 25- Burcu HARMANKAYA (Mart 2007)
ÇARESİZSENİZ - ÇARE SİZSİNİZ!!!
İlaç kullanmadan, ameliyatsız, hipnozsuz, yalnızca organizmanın iç rezervleri harekete geçirilerek pek çok kronik ve tedavisi imkânsız sanılan hastalıktan tamamen kurtulabilirsiniz. Tek yapmanız gereken Norbekov Sistemiyle tanışmak ve kendinizi yenilemeye bırakmak.
BURCU HARMANKAYA
Özbek asıllı Rusya Vatandaşı Ord. Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov tarafından yaratılan ve onun adını taşıyan sistem, insanın kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiriyor ve bunu yaparken herhangi bir mucize ilaç veya şifa sunmuyor. Sadece kişiye, onu ölüm ve hayat çizgisine getiren hastalıkla veya sorunla başa çıkabilmesi için hangi yoldan gitmesi gerektiğini gösteriyor. “İnsanın hasta, çirkin ve fakir olmaya hakkı yoktur.” Diyen Norbekov’un sistemi yaratımı, 20 yaşında böbreklerinin ceviz büyüklüğüne ulaştığını ve dialize bağımlı olduğunu öğrenmesiyle start almış. Psikoloji, pedagoji, tıpta felsefe gibi ana bilim dallarında doktorasını yapmış Ord. Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov’un Uzakdoğu sporları, Abu Ali İbni Sina’nın bize bıraktığı mirası ve Batı tıbbı konusunda edindiği bilgi ve deneyimleri kendi kişiliğinin potasında eritip, tüm bunlardan yarattığı özgün sistemi, bugün Rusya başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde 10 günlük seminerler halinde insanlara sunuluyor. Eşi benzerinin olmadığı vurgulanan ve bugüne kadar 3 milyondan fazla kişiye sağlığını kazandırdığı söylenen bu sistemi, Türkiye’ye getirenlerle ve onları sizlerle tanıştırmamak olmazdı diye düşünüyorum. Arkadaşlarının gönderdiği Norbekov’un “Aptalın Deneyimi” kitabından sonra hayatları değişen Kırgız asıllı Mahram Satymbaeva ve eşi Doç. Dr. Kabuljan Murzaev, Moskova’da gerekli eğitimleri alıp uygulamaların somut sonuçlarını kendi üzerlerinde yaşadıktan sonra bunu 14 yıldır yaşadıkları Türkiye ve insanıyla tanıştırmaya karar vermiş. 10 günlük seminerleri İstanbul’da veren bu tatlı çifte ben sordum onlarda cevapladı…
Norbekov’u anlatır mısınız?
Ordinaryüs-Profesör Mirzakarim Sanakuloviç Norbekov, milyonlarca insana sağlıklı ve değerli bir yaşamın sevincini geri veren eşsiz bir eğitim-sağlık sisteminin mimarıdır. Kadim Uzakdoğu bilimlerini, Abu Ali İbni Sina’nın bize bıraktığı mirası ve çağdaş tıbbı çok güzel bir şekilde harmanlıyor ve böyle bir sistem çıkarıyor. Uluslararası Bağımsız Eksper (Uzmanlar) Birliği, ordinaryüs-profesör Norbekov tarafından hazırlanan 'Psikosomatik yolla kendi kendini ayarlamanın hızlı öğrenme sistemi'ni 1998'e kadar bilinen alternatif tıp sistemleri arasından en iyisi olarak kabul etmiştir. Rusya'da ve diğer yabancı ülkelerde akademisyen olarak kabul görmüş Ordinaryüs- doktor, 1998 Norbekov Enstitüsünün kurucusu ve başkanıdır. Bununla birlikte yazar, ressam, karatede Sam Chon Do dalında siyah kuşak (9.dan, Kekusinkay dalında siyah kuşak (3.dan) sahibidir. Yirmi seneyi aşkın zaman içerisinde muazzam bir deneyim edinmiş, yeni yöntemler bulmuş, bilimsel buluşlar yapmış, birkaç uluslararası ödül ve diploma almıştır. Ona göre; Tıbbi kitapların hepsinde hastalığınızın tedavisinin olanaksız olduğuna dair şeyler okusanız da, eğer sizi bu hayata bağlayan bir değer varsa - siz başarıya mahkumsunuzdur. Gençlik yıllarında doktorların çaresiz bir hasta teşhisi koymalarına rağmen o hastalığı yenebilmiş. Şimdi sağlığa giden yolu başkalarına gösteriyor.
Enstitünün ve sistemin amacı nedir?
İnsanların doğa tarafından temeli atılmış olan potansiyelini açmaya ve gerçekleştirmeye, gerek sağlığının, gerek karakterinin, gerek içgüdünün geliştirilmesine, gerekse insan hayatının yaratıcılığına yardımcı olmaktır. Norbekov Enstitüsü, insanın kendini tanıma ve geliştirmesinde karma bir sistemi tavsiye eder ve sistemin temelinde "Akıl Hoca"larından öğrencilerine asırlar boyu aktarılmakta olan Eski Doğu bilimleri yatmaktadır. Seminerlerin temelini bunların en basit ve verimli yöntemleri oluşturur. Kendi sağlığına ve kendi hayatına dair insanın aktif pozisyonu; Enstitüde en başlıca öğrenilecek konulardandır.
Eşi benzeri yok diyorsunuz. Nedir sistemi benzersiz kılan?
Bu sistemde ekstrasens ya da hipnozla etkileme gibi hiçbir şey yok, sistem herhangi bir süper ilaç ya da deva, derman sunmuyor. Sadece insanı ölüm ve hayat çizgisine getiren hastalıkla başa çıkabilmesi için hangi yoldan gitmesi gerektiğini gösteriyor. Norbekov'un iyileştirme sisteminde çağdaş tıp, bir taraftan eskiçağ kaynaklarından faydalanırken diğer taraftan ise kuvvetli ve yaratıcı bir tamamlayıcı gelişim kazanıyor. Bedeninizin her bölümünü, her kasını, her hücresini kullanabiliyorsunuz. Bütün vücudumuz bir bütün olarak ele alınıyor ve düzgün bir şekilde kullanılması sağlanıyor. Vücudumuz kendi kendini yenileyebilecek bir mekanizmadır. Düşünün ki parmağınız kesiliyor belki ona bir şeyler sürüyorsunuz belki de hiçbir şey yapmıyorsunuz ama iki üç gün sonra geçmiş oluyor. Kendi kendine yenileyebilecek bir mekanizma olduğunu hatırlatıp onu harekete geçiriyoruz. Biz genelde tanıtımlarda Rahmi Koç’un verdiği bir örneği anlatıyoruz. Rahmi Koç, “Hayatımızı rakamlarla belirleyelim. Bizi temsil eden sayı 1 olsun. Yaşadıkça aşamalardan geçtikçe yanına sıfırlar ekleyelim. Yıllar geçtikçe sıfırlarımız çoğalır ve rakam büyümüş olur. Ama bize bir şey olduğu zaman yani bir gittiği zaman sıfır hiçbir işe yaramaz.”demişti. İşte, Norbekov sistemi o sağlığı geri almak için imkân sağlıyor. Biz sadece yol gösteriyoruz. Biz balık vermiyoruz, insanlara balık tutmayı öğretiyoruz. On günlük seminerden sonra siz bunları hayatınıza katmış oluyorsunuz ve bize bağımlı olmuyorsunuz. Kısaca aslında her şeyi kendi kendinize yapıyorsunuz. Biz bir şey yapmıyoruz. Norbekov’un sırrı çok basit: O, başarma sanatının uzmanı. İnsanın doğasını tanıma ve sevebilme mahareti onun esas yeteneği.
Norbekov'un sistemi, bilimin psikofiziyoloji dalındaki temel keşiflerini de kapsıyor. Nedir onun bulduğu bu keşifler?
Onun yarattığı sistem, insan doğası üzerine yapılan eski araştırmaların yanı sıra insan organizmasının imkânları hakkında çağdaş fikirleri de içinde barındırıyor. Norbekov, eski Doğu hekimlerinin tecrübelerini denetlemek için çağdaş tıbbın teknik donanımını tam tamına kullanmış. Sağlıklı olma ve gençleşme problemini, o hücrenin hayati etkinliğini esas alarak incelemiş. Onun araştırmalarının sonuçları 'Eritrosit ve kloroplast biyolojik sistemlerin diyafram bağlanışlı asetilkolinesteraz katalitik aktivitesinin dış ve iç çevre ile adaptasyonunun değişme yasallığı' adlı eserinde anlatılmış ve tespit edilmiş. Bu esere biyoloji alanında, ilmi bir keşif statüsü verilmiştir. Sade bir dille söyleyecek olursak, keşfin özeti şöyledir: kanımızda bir unsur bulunmuştur o da sağlığımızın durumuna dair biyolojik bilgiyi taşıma özelliğine sahiptir. Beynin belirli bir kısmından gelen bu bilgi, asetikolinesterazın kanın eritrositlerine molekülleri ile bağlanmış olan fermenti yardımıyla kan akımı içinde bütün organizmaya yayılmıştır. Bedenin hücreleri için bu yolla gelen bilgi, onların hayat aktivitesini değiştirmek için kendi başına bir emirdir. Demek ki hücrenin sağlamlaşma ve gençleşme sürecini başlatmak için gereken bilgiyi vermek gerekir belli bir kalite ve gerginliğe sahip olumlu sinirsel bir içtepi yaratmak lazımdır ki o da organizmada ona uygun bir biyokimyasal değişiklik yaratsın. Sistemde hızlı öğrenme tekniğinin de çok özel bir yeri vardır. Bu yöntem, katılımcının yeni bilgi algılama yeteneğini olabildiğince aktif hale getiriyor ve duyularının parlaklığı ve keskinliğini çok daha önemli ölçüde yükseltiyor. İyileştirme egzersizlerinin özel bir şekilde verilmesi, katılımcıda seri bir şekilde yoğun bir duygu ve entelektüel aktivite oluşumunu sağlıyor. Bu durum belli bir zaman kesiti içerisinde insandaki iyileşmeye yönelik olan bilinçsiz direnmeyi bloke ediyor. Belli bir tekrarlama frekansında ve çeşitli şekillerde verilmiş olan bu etkileme, psişik süreçlerin tam anlamında bir yoğunluk katalizörüne dönüşüyor, katılımcının duyarlılık seviyesini yükseltiyor, onun direnme tavrını nötralize ediyor ve yenilenme yeteneğini etkinleştiriyor. Böylece bilinçsiz seviyede saplanıp kalan 'psişik programlama' denilen ve hayatın önceki bölümünde sağlık problemi olan insanı bir psikofizyoloji duruma getiren düşünme stereotipleri sarsılıyor. Bireyin kendi kendini ve karşı tarafı telkini, insanın uyanık ve kendi kendine dalış durumunda ve bunun yanında fiziki egzersizler kompleksini ve biyolojik aktif noktalarını etkilemeyi içeren İnsan Organizmasının Fonksiyonlarını Geliştirme Yöntemi; insanın zihni olarak kendi kendini regüle etme yöntemiyle reflekse duyarlı bölgeleri ve klasik akupunktur meridyenlerinin biyolojik aktif noktalarını etkileyerek, belirlenen bölgede sırayla sıcak ve soğuk duyuları hissetmesini sağlamak ve ulaşılan organ ve organlara bağlı olan reflekse duyarlı bölge ve kanalları etkilemeye yönelik olan Refleks Yöntemi; cinsel sistemin optimal işlevinin yenilenmesini hedefleyen Kadın Hastalıkları ve Tümörlerin (Kronik İltihaplanma) Tedavi Yöntemi keşif olarak patent almıştır.
Sistemin içeriğinde kullanılan metotlardan bahsedersek?
Seminerlerde uygulanan 10 bağımsız metot vardır. Bunlar;
Automanual kompleks - biyolojik aktif noktaları etkileme.
İskelet jimnastiği, omurga, eklemler ve kasların esnekliğini yenileme.
Damar jimnastiği, iç organların işlevini düzene sokma.
Bağışıklık sisteminin jimnastiği, organizmanın yaşayabilirliğini kuvvetlendirme ve olumsuz koşullara uyum sağlama.
Hormonal egzersizler, iç salgı bezlerinin çalışma sistemini normale dönüştürme.
Cildin kusurlarının, bozuklukların giderilmesi, organizmanın zedelenmiş dokularını yenileme.
İradeyi güçlendirme jimnastiği, iyileşme sürecinin kontrolünü sağlayan bir egzersiz.
Hayal gücünü geliştirme jimnastiği, insanın kendini iyileştirmeye yönelik egzersizler.
Duyguları geliştirme jimnastiği, psişik durumları yönetme, strese karşı dayanma mekanizması oluşturma. Görme, işitme ve koklama yetisine yeniden kazanma egzersizleri.
Bu metotların her biri ayrı ayrı olarak hastalıktan kurtulabilme ve 'devasız' olarak bilinen kronik bir hastalıkla başa çıkabilme kabiliyetine sahiptir. Sistem, öğrenildiği zaman genellikle başarısızlıktan on misli korunmayı sağlıyor. Sırayla her metodun uygulanması, fiziki olarak kendini yenileme ve düzeltme yolunda sırası gelen aşamayı işaret ediyor, diğer taraftan da kaçınılmaz bir şekilde insanın kendini değerlendirmesini sağlıyor, onun olumlu duygularını genişletiyor, gelişmesine yönelik ek bir etken oluşturuyor. Deneyimler şunu gösteriyor ki bu sistemin metotlarını benimseyen ve egzersiz yapan insanlar, sadece kalıcı bir sonuç elde etmekle kalmıyor, dahası ömür boyu kendi kendilerine kullanılabilecekleri bir araç edinmiş oluyor. Bedenimizde bir sürü sinir ucu var ve hepsi birbirini etkiliyor. Onları düzgün olarak çalıştırmayı öğrenince her şey kendiliğinden gelişiyor. Aslında çok basit ama işleyici bir sistem.
Sistemle tanışıp uygulamak kişiye ne kazandırıyor?
İnsanın kendini iyileştirme mekanizması harekete geçiriliyor. Hastalıklar ve onlara neden olan sebepler yok ediliyor. Vücut ve ruh yeniden gençleşiyor. Hedefler konuluyor ve onlara ulaşılıyor. Karakterin pozitif nitelikleri biçimlendiriliyor. İnsanın kendisine ve dünyaya olan pozitif tavrı biçimlendiriliyor. İnsan kendi vücut özelliklerini ve bireysel vasıflarını yeniden düzenliyor. Seminer katılımcısının Enstitü'de almış olduğu güçlü ve olumlu içtepi, onun aile içindeki uyum iklimini yeniden kurmasına, anne-baba ve çocuklar arasındaki anlayışı kazanmasına, iş yerinde meydana gelen anlaşmazlıkların önkoşullarını gidermesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda insanın yaratıcı potansiyelini ortaya çıkararak doğrudan doğruya işin güvenliğini etkiliyor.
Hangi rahatsızlıklarda başarı sağlanmıştır?
Solunum, sindirim, bevliye, kalp-damar, sinir, iç salgı bezleri, bağışıklık sistemi, kronik hastalıklarda ve klinik araştırmalarda çok güzel sonuçlar elde etmiştir. Norbekov'un görme yetisine kavuşmayı içeren telif eseri çağdaş tıpta bir devrim yaratmıştır. Bu metot ilaçsız ve cerrahi müdahale olmadan insanları görme yetisine kavuşturur. Resmi tıpta çaresiz olarak nitelendirilen bazı göz hastalıklarının da buna dâhil olduğunu özellikle belirtmek gerekir. Görme sinirinin işlevini kaybetmesi, miyop, astigmat, çeşitli distrofiler, katarakt, glokom, daltonizm gibi durumları ortaya çıkarır ve bu metot yardımıyla bunlar başarıyla giderilir.
Norbekov Enstitüsü'nün ilgilendiği teşhislerin hepsini sıralamak imkansız. Ancak şunu söyleyebilirim ki on günlük eğitim-öğrenme seminerleri içerisinde kişilerin kendi üzerlerinde yaptıkları çalışma sayesinde %97-98 oranında başarı sağlanıyor. Genelde sorunlar ortadan kalkıyor ama hastalığın geçmişi de çok etkili. Uzun bir geçmişe sahipse on günlük sürede tam olarak yok olmasa da çoğu yok olmuş oluyor. Geriye kalan kısım için de kişinin seminerden edindiği bilgileri uygulaması gerekiyor. Mesela kişi gözüyle ilgili bir problemden dolayı gelmiştir ama vücudu başka bir şeye öncelik verir ve o yok olabilir. Öncelikli olan neyse ona yarar ama hepsi birbirini etkiler, tetikler.
10 GÜNLÜK SEMİNERE KATILANLARDAN NORBEKOV SİSTEMİNE DAİR…
“Semineri ilk duyduğumda biraz kuşku ve tereddüt içindeydim. Neyse biraz bilgi edindim ve seminere katılmaya karar verdim. Ben lise mezunuyum. Orada yapılan egzersizler, çalışmalar inanılmaz boyuttaydı. Günler o kadar hızlı geçti ki… Seminer sonrası ben 2 kilo verdim ve çok şaşırdığım şey boyumun 3 santim uzamış olmasıydı. Uyku problemim vardı şimdi çocuk gibi uyuyorum. Ancak ben seminere sürekli devam eden mide ağrılarıma çözüm bulmaya gelmiştim. Yıllardır süren bu hastalığım kaybolmuştu. Hocam bana bunu kendi çabalarımla yaptığımı söyledi. Seminer bana neler yapabileceğimi gösterdi. Çok teşekkürler.”AYŞE
“Seminere katıldığım bu süre içinde sevdiklerimi daha çok sevmeyi, bir sürü insanı da tanımanın güzelliğini öğrendim... Fark ettim... Yeniden hatırladım... Sabahları aynaya baktığımda güzelliğe ve sağlığa şükretmeyi öğrendim. Sağlıklı olmak açısından unuttuğum organlarıma şifa vermeyi öğrendim. Affetmeyi, affedilmenin ne güzel bir duygu olduğunu gördüm. Bu çalışmayı bizlere hazırlayan Norbekov’a, Mahram hocamıza, Kabuljan hocamıza sonsuz sevgilerimi sunuyorum.”YILDIZ
“Merhaba, ben Ayşegül. 5 numara miyop olan gözlüğümü iyileştireceğimi biliyor ve nasıl yapacağımı bilmiyorken karşıma NORBEKOV’un kitabı çıktı. Şermin bana kitaptan söz ederken heyecan duydum. Henüz yolun başında olmama rağmen, iyileşme sürecinin başladığını hissediyorum. Gözlerim maksimum performans sergiliyor. Onlar hiç bu kadar çalışkan olmamışlar ve hiç bu kadar sevilmemişlerdi. Onları çok ihmal etmişim. Norbekov’a ve size sonsuz teşekkürler. Bu yol bana en uygun iyileşme yoluydu.”AYŞEGÜL
“Merhaba. Ben şimdiye kadar her şeyi düşündüm, birçok mesleğim var, çok sayıda okudum, çalıştım, kariyer yaptım, çok para kazandım, gönüllü olarak çalıştım, görevler yaptım, insanlara faydalı olmaya, bilinçlendirmeye çalıştım.(espri). Çok fazla meşakkatli hayat merdiveninden tırmandım. Tiyatro yaptım, sahneye çıktım, çok alkış aldım. İki çok çok muhteşem çocuk büyüttüm, yani 15 yaşında iki meleğim var. Onlarla gurur duyuyorum (babasız büyüttüm). Birçok ‘AŞK’ yaşadım. Ve şu aklıma gelmeyen bir yığın şeyi bir hayata sığdırmışım, ‘hayret’. FAKAT ben dünyada koşup dururken, bir gün bir de baktım ki... BEN’i, Nurten’i unutmuşum. Sevgili BEN’i hep unutmuşum. Olur, mu hiç. Bir de üstelik sürekli kızdım, eleştirdim, azarladım, affetmedim, yaraladım, zarar verdim, hasta ettim, eziyet ettim, bunalttım, hiç acımadım, kendi kendime güvenmedim. Bunca şey yapmama rağmen, BEN’i başarısızlıklarla suçladım. Ve kendimi bulma yoluna başladım. Bu konuda uzun zamandır yaptığım araştırmalar, okuduğum kitaplar sonucunda azıcık olsa da kendimi sevmeye, vakit ayırmaya ve güvenmeye başladım. Ve ben şimdi Norbekov Sistemi sayesinde katıldığım seminer sonucunda bütün bilgilerimi, bir araya getirip, pekiştirme fırsatı buldum. Ben ŞİMDİ KENDİME İNANIYORUM, BEN’i SEVİYORUM, KENDİMİ BULDUM. Kendime olan sevgimi anlatmaya kalksam, sayfalara sığmaz. Tek kelimeyle; ‘KUSURSUZUM’! Kendimle gurur duyuyorum! Teşekkürler NORBEKOV’a!!!” NURTEN
“Öncelikle bu sistemi tanımamda bana teşvik edici olan dostum Levent’e teşekkür ederek başlamak istiyorum. Gerçekten Norbekov’un Sisteminde netice alamamak diye bir şey yok. Yeter ki insan sonuca varmayı kafasına koysun. Her şey için teşekkürler.” ÖZCAN
“Bu programı, bu akımı alabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Hayatımdaki olumlu değişimlerin farkındayım. Sistemi tanıyabildiğim için kendimi çok şanslı insan olarak görüyorum.”ATİLLA
SEMİNERDEN ALINAN SONUÇLAR
N.Ö. (61): Böbrek taşı ameliyatı yeri, bağırsaktaki ağrılarım azaldı. Miyop derecem küçüldü. Bel ve boyun fıtığım vardı. Şimdi fiziki hareketleri ağrısız yapıyorum. Ağrılarımdan kurtuldum, kendimi daha mutlu hissediyorum. Yüksek tansiyonum normale döndü. Kendimi tanıdım, içimdeki bilmediğim sıkıntıları attım. Geçmişimle barıştım.
G.B. (26): Konsantrasyon bozukluğum vardı. Alınan sonuç mükemmel. Sırtımdaki sivilceler geçti. Ayağımdaki tarak kemiği ağrısı azaldı ve küçüldü. Çok daha pozitifim ve enerjiğim. 2 kilo verdim. Aşırı mutluyum.
M.V.(53): Kabızlıktan kurtuldum. Uykum düzenli oldu. Geçmişteki olumsuz olaylar beni eskisi gibi rahatsız etmiyor. 1,5 sene evvel değişmeler başlamıştı. Bu seminerde daha da ilerleme kaydettim. Fiziksel çalışmalar bana çok iyi geliyor (hem vücuduma hem ruhuma). Gözlerim 2 derece hipermetroptu. Şimdi iyi ışıkta gözlüksüz okuyabiliyorum.
S.Ü. (58): Bir bucuk yaşımda sağ ayağımda çocuk felci geçirdim. Avrupa’da sekiz kez ameliyat oldum. 57 sene hep sol ayağımı kullandım. Seminerdeki organların işlevlerin düzeltilmesi egzersizinden sonra İlk defa sağ ayağıma basarak durabildim. Sağ ayağımı hissettim. Her iki ayağımla yürümeye karar verdim ve yürüyorum.
KENDİNİ YENİDEN YARATMANIN YOLU
8 Şubat 2007 / Perşembe
Neriman Cahit
KENDİNİ YENİDEN YARATMANIN YOLU
Bir kurs... Ve,
KENDİNİ YENİDEN YARATMANIN YOLU
“Aptalın Deneyimi...” “Aklı
Başına Ytoplama Rehberi...” “Aktif İyileşme ve Gölüklerden Kurtulma.”
Bunlar bir kitabın ön kapağında yazanlar. Yazarı ise: Mirzakarim Norbekov.
Norbekov,
Özbek asıllı bir Rus vatandaşı. Üç bilim dalında doktora yapmış. Ord.
Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov, tıp, Uzakdoğu sporları, İbni Sina ve
Batı tıbbı konusund çok ciddi çalışmalar sonucu elde ettiği bilgi ve
deneyimleri sonuçta kendi özel potasında, yaşamımda da
somutlaştırarak... kişinin kendi kendini tanıma ve geliştirmesini hedef
alan, “İnsanın Kendi Kendini Yeniden Kurma Enstitüsü”nü yaratmış ve bugün dünyanın her yerinde ‘Yaşam felsefelerini’ sağlıklı bir temele oturtarak kişilere ‘Bedensel sağlıklarına’ kavuşmalarına
büyükı bir katkı yapmaktadır. Kurduğu sistem ne bir din, ne de felsefe
silsilesidir. İnsanın kendi kendisinin ayırdına varmasının hangi yaşta
olursa olsun doğanın ona bahşettiği ama öylesine bir kenarda durduğu
donanımının ayırdına vararak, kendi iç kaynaklarını harekete geçirerek;
kendi kendimizle- aramızdaki tüm pasifliği kaldırarak bir bilinç bedeni yaratmak... kendimizle ilgili pasiflikten- aktif uyanıklığa geçmek durumunu yaratıyor.
Çağdaş bilim ve
tıbbın bin senelik kazanımlarını yıllarca araştırarak yola çıkmış olan
Norbekov’un sonuçta geliştirdiği yöntem sayesinde kişi kendi doğal iç
kaynakalarını harekete geçirerek, herhangi bir dış müdahaleye gerek
duymadan, kendi başına bedenini düzene sokma yöntemini öğreniyor.
Kendi de- değindiğim gibi doktor olan Norbekov, kendi sisteminin tıbbı değil ‘eğitsel’ olduğunu belirterek, “Yöntemimizin hiçbir mistik yanı yoktur. Sadece kendi üzerimizde büyük, bir o kadar da zor ama yaratıcı bir çalışma sürmekte. Mutluluk içimizde...” diyor.
VE
HAKLI
Evet, Norbekov
gerçekten de haklı. Ben geçtiğimiz Kasım ayında on günlük (günde üç
saat) bu kursa katıldım. Bu katılma kararını oldukça uzun bir
değerlendirmeden sonra aldım... Mesai saatleri dışında (Ö.S 7-10)
olsada yine on gün boyunca zaman ayırıp ayıramama konusunda hayli
zorlanmama karşın, sonuçta ve özellikle de Norbekov’un kitabına biraz
göz gezdirdikten sonra karar verdim. Yazının girişinde adını yazdığım
bir kitapta Norbekov’un bu güne kadar okuduğum hiçbir kitabın üslubuna
uymayan, insanı tam anlamıyla tahrik eden yazma tarzı ilk adımımı
atmama nedenoldu... ondan sonrada kursu veren Norbekov Enstitüsü’nde
(Moskova) çok ağır bir eğitimden geçen, müthiş bir eğitimci Mahram Satymbaeva’da kararımın doğruluğunu pekiştirdi.
Saray Otel’de devam
ettiğimiz (20-25 kişilik) kursta- doktor da dahil- her katılımcı tüm
dünyada yuygulamakta olan ve üç milyondan fazla insanın sağlığına
kavuştuğu bir sistemde uygulayarak gördükki insanın içine düştüğü
pasiflikten üşengeçlikten ve bunların neden olduğu bir sürü ıvır zıvır
hastalıktan başını kaldırması... Norbekov’un o insanı adeta dürtükleyen
güçlü uyarısıyla, canlanmanıza kendinizi yeniden tanımanıza neden
oluyor.
Kendi maddesel özümüz ve derinliğimize bizi iten bir yöntem bu. Sıradan biri tarafından değil... Psikoloji, Pedogoji, tıp ve felsefe anabilim dallarında doktora yapmış...
sadece Rusya’da değil, yabancı ülkelerde dc akademisyen olarak kabul
görmüş... Çok sayıdaki keşif ve icatlarından dolayı patent almış gerçek
bir bilgin ve araştırmacı... Ve onun yetiştirdiği hocalardan ikisi:
Mahram ve Doç.Dr. Kabuljan Murzaev’le çıkılan ve sonuçta gerçek
kendimize varan bir yol. (Murzaev çifti Kırgız asıllı ve 14 yıldır
Türkiye’de yaşıyorlar)
İÇİNİZDE KOCA BİR ELMAS MEVCUT
Değindiğim gibi Norbekov bu sistemi- öncelikle- kendinden başlayarak geliştirmiş: “20 sene öncde doktorlara, tedavilere, ilaçlara bağımlıyken... hayatta
kendini ifade edemiyor, geleceğim olmadığını hissediyor ve kendimi
öldürmeyi bile düşünüyordum. Birinci derecede özürlü olan, yapay
yöntemlerle kajı temizleme cihazına bağlanmış olan insandan ne
beklenebilir ki! Öyle yada böyle ölüme mahkumsunuz ve sadece 20
yaşındasınız...”
Ama o, son noktayı koymayı ölüme bırakmadan korkunç bir mücadele başlatıyor. İşte bu mücadelenin başarılı sonuçlarıdır insanlarla paylaştığı: “Sizin
kısır döngü halini alan sorunlarınıza ve başarızlıklar etrafındaki
anlamsız dolaşmalarınıza son vermek amacıyla ayaklarınızı yerden
kesiyorum. Metodumun özü budur.
İnsanların çoğu,
duygusal olarak bastırılmış ya da duygusal yönden köreltilmiştir.
Evden-işe, işten- eve giderler. Kurulmuş bir oyuncak gibidirler...
ancak, bütün üzüntüleri içlerinde saklıdır. Eğer dışarıya birşeyler
çıkacaksa bu sanki bir kural gibi herzaman ‘saldırı’ olur.
Karakter ve kader = Hastalık diye ifade edilen
yalın bir formül vardır. Sağlığımızı ve hayatımızı genellikle iyi yönde
değiştirmek istiyorsak karakterimizi değiştirmemizi gerekir. Bunu
sadece dil dökmeyle elde edemeyiz. Karakter, insanın içinde doğrudan
doğruya kendisinin katılımıyla gelişir. Ben sadece bunların açığa çıkmasını sağlayan bir rol üstleniyorum.
İçinizde koca bir elmas mevcut.
Onu bulmak, yontmak da yetmez. Bu elmasın rengarenk ışıldaması için onu
bir de güzelce içinize yerleştirmeniz gerek. Ben ise, bu yolda size
hizmete hazırım!”
HERŞEYİ BİZ OLUŞTURUYORUZ
“Hayat, hükümet, hava durumu” vb. sırtımızdaki tüm ağırlıkları bir kenara koyarak, 10 gün, toplam 30 saat hızlı bir öğrenme tekniğiyle tepeden- tırnağa tüm vücudunuzu en ince noktalarına kadar çalıştırmayı öğreniyorsunuz
ve sonuçta, aslında yaptığınız andan başlayarak bedeninizle müthiç bir
diyaloğa giriyorsunuz. Ve sonuçta bedeniniz olumlu, sağlıklı, güler
yüzlü sinyaller göndermeye başlıyor size.
Ve eğer işi ciddiye alır, peşini bırakmaz, tembellik, erteleme için bahanler yaratma psikolojisini devreye sokmazsanız, hayat şartlarının sizi soktuğu kalıplardan kurtulmaya başladığınızın ayırdına varırsınız.
Unutmayalım, ya da bilelim ki hayatımızdaki herşeyi biz oluştururuzfarkına varmasak da.
Çoğumuz, kaderin kendine çok ağır roller yüklediğine inanır ve öyle
yaşar. Acaba öyle mi? Yoksa biz mi oluşturuyoruz bunu inanç
kalıplarımızla! Yani sırtımızdaki yükleri ne göketki bir güç, ne de
başka biri yükler bize... O ağır yüklerin yaratıcısı biziz...
Eğer düşünce ve davranış kalıbımızı değiştirirsek kişiliğimizdeki olumsuz, negatif nedenler de değişir... Değişebilir... Unutmayalım, ne düşünüyorsak “O” oluruz. Yani, düşüncelerimizdir bizi yaratan. Ve
Norbekov’un sistemi bunu ters çevirmeye yönelik bir çalışma. Şöyle ki:
Gülümseyen bir yüz + dik duran bir beden + kişilik + davranış kalıpları
+ inanç kalıpları + seçimler + düşünceler...
Norbekov’un tavsiyeleri
Mirzakarim Norbekov, birçok yeteneğe sahip fevkalade bir insandır. Gençlik çağında öğrenci iken amatörler tiyatrosunda sahnede hipnoz seanslarında bu yeteneklerini sergilemişti. Özellikle bu nedenlerdir ki hastalarla çalışırken Norbekov, hipnoz kullanmıyor. Neden? ‘Çünkü hipnoz ilaçlar gibi hastaya kendi rızası ile uygulansa bile onun iradesinin çok dışında olan ve insana dışarıdan yönelen bir güçtür’ diyor Norbekov. Bu nedenle iyileşme kısmen ve ya geçici olabilir ya da hiç olmayabilir. İşte bu yüzden Norbekov, hekimlik yolunu seçmemiş, hastaya kendi öz gücünü anlamasını ve ondan istifade etmesini kendi sağlığını yeniden kurmasını ve hayatının kalan kısmında onu ayakta tutmasını öğretmek için yardım eden rehber bir öğretmen olma yolunu seçmiştir.
Norbekov diyor ki, ‘İnsanlar tembellikten ve aptallıktan hastalanıyor! Ben tembelliğin kölelerine hizmet etmek ve tembelliğin onların üzerinde olan hakimiyetini büyütmek istemiyorum. Hemen birinci derste elemeler oluyor ve tembeller gidiyor’.
Hastalık yani tembellik ve aptallık, Norbekov’un deyimine göre kurnaz, zalim ve çok yüzlüdür. ‘Kendini bir şey zanneden işgüzar’ çoğunlukla onunla övünür aslında değer verdiğimiz şey sadece tembelliktir. Egomuzdan daha yüksek seviyede olan kendimizle ilgilenmemize bile fırsat vermeyen bir tembellik.
‘Ama ne yapalım?’ Gerçekten de çok meşgul olan ve seminer için zaman ayıramayan, her geçen gün çoğalan hastalıklarından ötürü yorgun düşmüş insanların her taraftan ağlama sesleri işitiliyor.
‘Acil bir şekilde her şeyi bırakıp 7-10 gün boyunca salonda çalışmak ve kalan 30-33 güne kendi başına devam etmek gerekli. Yaşamak için hemen kendinizle ilgilenin. Hasta insan ne kadar çalışırsa çalışsın, sanki dört ayağının üzerinde yürüyen birisi gibidir. Önce kendisini durdurmanız sonra da ayağa kalkmak için kanatlarınızı açmanız gerekir.
Norbekov’un Mucize ile işbirliği yaptığı söyleniyor: Sağırlar duyuyor, körler görüyor, çok ciddi hastalığı olan insanlar hastalıklarından sadece sayılı gün içerisinde hem de hepsi hipnozsuz, ilaç kullanmadan ya da ameliyat olmadan kurtulabiliyor.
Nedir bu mistisizm mi, gizem mi?
‘Hayır’ diye itiraz ediyor Norbekov. Bu, sadece kendi imkanlarına sahip olup da bunun farkında olmayan, ya da olmak istemeyenler için bir gizliliktir. İlk önce kendi çapınızda bir kurum olduğunuzu anlayın. Kendinizi tüm ‘işkembeleriniz’ de dahil olmak üzere bugün ve şimdi olduğunuz gibi kabul edin.
Kendinizi aşağılatmaya hiç hakkınız yok. Ve istikrarlılığın basit formülünü aklınızda tutun – Bir kolunuz herkes için, ikincisi ise kendiniz için. Herhangi bir çarpma düşüş demektir. Kanatlarınızı açın!’
(Natalya Belova ile yapılan röportajdan)
Not: www. norbekov.com daki Rusça makalenin Türkçe versiyonudur.
M. Norbekov:
‘Ya Sen Paraya Sahipsin ya da Para Sana Sahip’
Pek çok Rus, geleneksel olmayan tıbba karşı önyargılı davranıyor, çünkü Perestroyka zamanında edinilen acı tecrübe onları hâlâ etkiliyor. Ama ne tuhaftır ki, ordinaryüs-profesör Norbekov’un çok sayıdaki merkezi (oysa onun iyileştirme metoduna kesinlikle geleneksel diyemezsiniz) bugünlerde de halen kalabalık. Niçin?
Mirzakarim Sanakuloviç Norbekov, çok sayıdaki üniversitenin ordinaryüs-profesörüdür. Doğu dövüş sanatının iki dalında siyah kuşak sahibidir. Milyoner, 4 çocuğunun yanında 9 tane de evlat edindiği çocuğun babası olan Norbekov, filozof ve hekimdir. Norbekov’un atalarının ikisi Azizler arasındadır ve onların mozolelerine halen binlerce haça tapanlar gelmektedir.
- İyileştirme metodunuzu iki kelime ile anlatır mısınız? - Şaka mı yapyorsunuz! Al Harezmi, Abu Ali İbni Sina gibi dünyanın en büyük düşünürlerinin 5 bin seneden fazla kafa yormuş oldukları şeyden birkaç dakikada nasıl bahsedilebilir, nasıl anlatılabilir ki? - Yine de diyelim ki kişi bu merkeze geldi parasını ödedi, eee, sonra ne oluyor? - Biz, insanlara kendi yaralarına korkusuzca bakabilmeyi öğretiyoruz. O illeti yenebileceklerine inanmayı, neşe içinde yaşamayı öğretiyoruz ve bunun yanı sıra basit fiziki egzersizler yapmayı öğretiyoruz. - Eğer her şey bu kadar basitse, niçin sisteminiz tam olarak geleneksel tıbbın yerine geçemedi? - Çünkü basit gibi görünen bu şeyin arkasında kocaman bir emek ve sürekli gösterilmesi gereken öz disiplin yatmaktadır. Biz sadece bunu gösterebiliriz, açıklayabiliriz; ama iyileşmenin bütün ağırlığını insan kendi omuzlarında taşır. Benim sistemim sadece ruhani olarak güçlü ve entelektüellik seviyesi yüksek olanlar içindir. - Sizin hizmetiniz herkesin kesesine göre değil. Örneğin, Vanga (Bulgaristanlı ünlü astroloji ve alternatif tıbbın temsilcisi) hastaları ücretsiz tedavi ediyordu ‘başka türlü olursa kabiliyetimi kaybedeceğim’ diyordu. Siz, böyle bir kayıptan korkmuyor musunuz? - Bilimi, bedavaya vermek olmaz. Eğer benim verdiğim güce karşı insan hiçbir şey feda etmezse bu evrenin yasasına aykırı düşer. Doğada beleş diye bir şey yoktur. Eğer ben parasız öğretirsem bu insanlara şeytanın hizmetini vermiş olacağım. Ayı hizmeti değil tam tamına şeytan hizmeti... Verilen paranın miktarı önemli değil, önemli olan ödemenin ta kendisi. Kendi enstitümde nasıl maaş aldığımı biliyor musunuz? Bir yılda 1 dolar! Çünkü ben varlıklı bir insanım. Okulumuzdaki öğretmenlerimiz bize böyle bir mutlak şart koydular, maddi sıkıntıdan kurtulmak gibi. Bunun için beş sene zaman verdiler. Ben iki senede bu işi bitirdim. Yasadışı herhangi bir olay olmadan. Sadece Güney Afrika Cumhuriyeti’ne keşiflerimden birini sattım. - Siz, birçok dallarda başarılı olabilirdiniz. Niçin tedaviyi seçtiniz? - Ben Norbekov olmak istiyorum, yegane, eşsiz, emsalsız ve herkesin takdirini şayan biri ve şimdi burada kazanmak istiyorum. Benim uyum konusundaki anlayışım böyledir... Ve asıl hekimlik bana bu uyumu elde etmek için yardımcı oluyor. - 600 den fazla öğrenciniz var (metodunuzu öğreten öğretmenler kendilerini sizin öğrenciniz olarak görüyor) Onlar da tam olarak sizin bilgi birikiminizi verebilecekler mi? - Yok ya! İlk olarak, öğrenci sayısı 10 dan fazla olmamalı. İkinci olarak beni takip edenler kızarsa kızsınlar!! Kusura bakmasınlar!! Özetlemek gerekirse: Öğrenci sadece şeklini alır, özünü değil. O çok şey anlayabilir, kabul edebilir, ancak hiçbir zaman ‘ben’ olamaz. Aklıma gelmişken işte bu nedenle son on sene içinde etrafımda milyonerler kulübü oluştu. (Rusya’nın en büyük kulübü.) Şu anda ülkemizdeki 242 milyoner ve milyarderi sıfırdan ben yetiştirdim. - Ve bu kulübe nasıl üye olunur? - En önemlisi; istemek. Tabii büyük miktardaki paraları istemek yerine kendi kendini gerçekleştirmeyi düşlemek gerekir. Ben, bu insanlara doğru karar verme becerisini öğretiyorum, bu onların çevresindekilere ne kadar saçma gelse de. Şunu hiç unutmayın; her insan dünyadaki tüm zenginliğin potansiyel sahibidir. Fakat kendi payına düşeni almayı bilmesi gerekir.
Norbekov’dan Tavsiyeler:
Hastalara: Doktorlar sana ne kadar korkunç teşhis koysalar da hiçbir zaman umutsuzluğa kapılma ve hastalığı yeneceğine tüm kalbinle inan. Eğitimi ninelere yükleyenlere: Bundan acil olarak vazgeçiniz. Tek çocuk sahibi olanlara: Bir veya iki çocuk daha yapınız. Yoksulluktan ötürü eziyet çekenlere: Hayata sızlanmayı bırakın, içgüdünüzü devreye sokun ve oldukça iyi bir yaşam için yeteri kadar para kazanma yöntemini bulun. Büyük sermaye sahiplerine: Rasyonel biçimde yaşamayı bilin. Daima aklınızda tutun: ‘ Para sahibi isen, paraya sahipsin. Ama para çoğalıp yönetilemez hale geldiğinde o sana sahip olacaktır’Yuliya Tutina, Argumentı i Faktı gazatesiwww.aif.ru/online/aif1208/18 01
TEMBELLİĞE KARŞI PUSU
Lidya Permyakova, Moskova ‘Tverskya, 13’ gazetesi, 19.07.2003
Mirzakarim Norbekov’un ismini milyonlarca insan biliyor. O, insanın kendi kendine organizmasını yenileme sisteminin yaratıcısıdır. Onun tüm unvan ve rütbelerini saya saya bitirmek zor. Çoğu insan onu ‘Aptalın Deneyimi. Aklı Başına Toplama Rehberi. Aktif İyileşme ve Gözlüklerden Kurtulma’ bestsellerinin yazarı olarak tanır. Yakın zamanda Ord. Prof. Norbekov’un daha başka eserleri de yayımlandı.
L.P.: Mirzakarim Sanakuloviç, siz kendinizi ne olarak hissediyorsunuz; yazar mı, doktor mu, işadamı mı, öğretmen mi?.. M.S. Norbekov: Cevap veriyorum: Erkek!
L.P.: Sizce ‘Aptalın Deneyimi... ‘ adlı kitabınızın büyük başarısının sebebi nedir? M.S.Norbekov: Bu kitap; benim ilk sevgili çocuğum, ilk nazik, aydın ve temiz sevgim. Orada benim özüm yatıyor. O, benim kartvizitim de. Kitapta akıllılar için biraz ilim, güçlü insanlar için biraz mizah ve çoğunluk için de biraz kabalık var.
Ben herkes için bir şeyler de yardımcı oluyorum, ancak sevecenlikle bunu yapıyorum. Böyle bir üslüp bilinçli olarak seçildi. Ben pek çok insana yardım etmek istiyorum ve bir edebiyat leşi yayınlamaya hakkım yok. Belki bu yüzden bu kitap 3 seneden beri bestsellerdir.
L.P.: Yıllar önce siz ‘Kendin kendine yardım et’ okulunu kurmuştunuz. Şimdi ise İnsan Enstitüsü’nü yönetiyorsunuz. Siz katılımcılara neleri öğretiyorsunuz? M.S.Norbekov: Yaratmayı, sevmeyi, başarılı olmayı, hayal etmeyi ve kendi düşlerini gerçekleştirme sanatını öğretiyoruz. Nasıl mı? Bu sistemde, üstadlarımın sisteminde mistik hiçbir şey yok. Seminerlerimize katılan insanlar kendi gayretleriyle, çalışma ve ruh güçleriyle fantastik neticelere ulaşıyor. Onlar ayni zamanda vücudunu ve iradesini güçlendiriyor.
L.P.: Sizin Enstitü’nüzde tedavi yapılmıyor, ama size ağır hastalıklarla gelenler iyileşiyor. Neden? M.S.Norbekov: Evet, biz tedavi etmiyoruz. Fakat biz her yaştaki insana kendi kendine, ilaçsız, sadece kendi içsel güçlerine dayanarak kaybolan sağlığına kavuşmayı öğretiyoruz. Fakat en önemli şart; o insanda canlı bir ruhun bulunmasıdır. Eğer bu varsa o zaman insan her problemle başa çıkabilir.
L.P.: Sizin ele almadığınız hastalıklar var mı? M.S.Norbekov: Tabii. Bunlar psikolojik ve genetik hastalıklar. Kalp krizi ve beyin kanamasından sonra bir sene, ameliyatlardan sonra ise dokuz-on iki aylık bir sürenin geçmesi gerekir.
L.P.: İnsan hastalıklarının sebebi ne? Bazı din temsilcilerine göre hastalık, bu Tanrı tarafından gönderilen bir ceza ya da sınav. M.S.Norbekov: Bunu iki kelimeyle izah etmek zor. Pek çok nedenleri vardır. En çok rastlanan sebeplerden biri de hastalık daha yerleşmemişken pek insanın kendisine karşı takındığı umursamaz davranışlarıdır. Belki de hastalık ruhun sınanması ya da belki de ruhun temizlenmesi için veriliyordur. Bir förmül daha var; karakter ve hastalık. Bunlar tam olarak aynı şeylerdir. Burada denemenin özü; hastalağı yenmek için insanın ruh gücünün, yürek isteğinin kendini değiştirmesine özlemi ve böylece hastalığı yenebilmesidir. İnsan sahip olduğu ruh gücüyle hastalığı yenebilir.
L.P.: İnsanların iyileşememe nedenlerinden biri de tembelliktir. Herkes tembellikle başa çıkamıyor. Tembelliğe karşı sizin herhangi bir reçeteniz var mı? M.S.Norbekov: Ben, bir şeyler tavsiye edebilirim, fakat tembel için bunu yapmak tembellik olur. Tembellik sınırsızdır. O, büyük bir ordudur. Onu yenmek için en küçük tembellikten başlamak gerekir ve sonra yavaş yavaş yok etmek gerekir.
L.P.: Siz Katılımcılara: ‘Bana umutla gelmeyin, bana sadece inançla gelin’ diyorsunuz. Neden? M.S.Norbekov: Umut eden insanlar, hala inanmayanlardır. Onlar, kendi problemlerini benim boynuma asmak için gelmişlerdir. Umut ve inanç, bunlar tamamen değişik kavramlardır. İlk olarak umut doğar ki o bir fantazidir. İnanç ise bizim realitemizdir. Geleceği yaratmamız için oluşan bir olgudur. İyileşeceğine inanan insanların iyileşme şansı daima vardır. Umut edenler ise, hem kuşkulanır, hem de inanırlar. Bu isteklerin ikiye bölünmesi demektir.
L.P.: Enstitü’nüz ile çağdaş tıbbın temsilcileri ortak çalışmalar yapıyorlar mı? M.S.Norbekov: Evet. Hastaları iyileştirmek için yeni bilim ve metotlar arayan doktorlarla gurur duyuyorum. Fakat bunun yanısıra hastalara onun hastalıklarının tedavi edilmesinin imkansız olduğunu söyleyen pek çok doktor var. Bu uzmanlara: ‘Siz böylesine kesin bir yargıya varacak kadar Tanrı mısınız?’ diye sormak isterdim.
Tabii ki, hastaya açıkça: ‘Size nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum, fakat araştırın ve mutlaka bulacaksınız’ demek cesaret ister.
Ben, 20 yaştayken ölümcül bir hastalığa mahkum biriydim. Doktorlar benden vazgeçtiler ve ‘tedavisi imkansız’ dediler. Yakınlarıma ise son günlerimi geçirebilmem için sakin sessiz bir yeri bulmamı tavsiye ettiler. Bunları duyduktan sonra kalbimde neler hissettiklerimi bügünmüş gibi hatırlıyorum. O zaman intihar etmeyi bile düşündüm ama...
Galiba biraz yoldan çıktım. Eğer bunlar ilginizi çekiyorsa, onları kitaplarımdan öğrenebilirsiniz.
Ortak çalışmalar hakkında şunu eklemek istiyorum. Öğrencilerim içinde çok sayıda doktor var. Onlar hem kendi sahasında, hem de benim sistemim üzerinde çalışıyorlar. Tamamen bizim iyileştirme sistemimize geçerek insanlarla birlikte çalışan uzmanlarımız Rusya’nın her bölgesinde ve birçok ülkede faaliyet göstermekteler.
L.P.: Mirzakarim Sanakuloviç, bana zaman ayırdığınız için teşekkür ediyor ve işlerinizde başarılar diliyorum. M.S.Norbekov: Rica ederim.
ZİL SESLERİ...
Eski zamanlarda ‘Sağlığın, senin ellerinde’ denirmiş ve tamamen haklılarmış. Sağlığımız bizim ona gösterdiğimiz derin bir özenin ürünüdür. Kötü alışkanlıklar, yanlış beslenme, duygusal baskılar insanı hastalıklara doğrudan götüren yollardır. Tam aksine, rasyonel beslenme, fiziksel aktiviteler, stresten uzak durma ve burada sizinle paylaşacağımız daha birçok şey kendinizi daha sağlıklı hissetmenize yardımcı olacaktır. Tüm RUSSIANTOWN takımı size sağlık ve uzun ömür diler!
İlk zil sesi
İlk zil sesi 2000’nin yeni yıl gecesinde çınladı. Bizde misafir olarak kalan kayınvalidem beyin kanaması geçirdi. İlk dakikalardan itibaren doktorlar cesur ve profesyönelce müdahale yaptılar. Mükemmel donanım ama ... aynı zamanda da hastaya karşı inanılmaz umursamazlık. Kayınvalidemiz yoğun bakıma alır almaz tıpkı bir iş yerinde olduğu gibi hemen sigorta ödemeleri hakkında bilgi istediler. Tabii ki yoktu. Neyse her tür formaliteyi hallettikten sonra nöbetçi doktor bizden hemen bir seçim yapmamızı istedi: ‘Hastaya beynindeki trombozları emecek bir ilaç vereceğiz, fakat bu ilaç onu öldürebilir de’, dedi. Bir de o bunu çoklatalı ya da kaymaklı dondurma arasında seçim yapacakmışız gibi bir tonda söyledi. Biz, ilacı vermelerini istedik ve iki saat boyunca nefeslerimizi tutarak bekledik. Şansımız varmış!
İki saat sonra kayınvalidem tüm tıbbi cihazın bulunduğu yoğun bakım ünitesindeydi. Bir astronot gibi yatıyordu, vücudunun her yerine türlü borular bağlanmıştı ve renkli monitörler onun hayati fonksiyonlarını gösteriyordu. Oda ter temizdi ve oldukça soğuktu; Aralık ayının son sünleri olmasına rağmen klimalar var gücüyle çalışıyordu. Nöbetçi hemşireler hastanın yatağına gitmiyor bilgisayar önünde oturarak monitörlere bakıyor ve kendi aralarında sohbet ediyordu. Hiçbirinin yüzünü hatırlamıyorum; fakat onların bayramda ne hediyeler alacakları hakkında konuştuklarını hatırlıyorum.
Gece boyunca kayınvalidem inledi. Monitörlere bakarak onun tansiyonunu, nabzını, ateşini, oksijen seviyesini öğrenebilmek için çabalıyordum, ancak hiçbir şey değişmiyordu. Bir köşede sandaliyeye oturarak bu soğuk günde yeni yıl öncesi buraya gelmemize sebep olan olayı ve ailemizin başına geleni düşünüyordum.
Bu olaydan sonra eşimle beraber alternatif tedavi yöntemlerini araştırmaya koyulduk. Kitaplar, video, CD’ler satın almaya, dergiler okumaya ve postayla siparişler vermeye başladık. Deepak Chopra, Caroline Miss ve daha bir çok uzmanların kitaplarından akıl almaya başladık. Hepsi çok ilginç ve doğruydu.
Ama tüm bu sistemlerin güncel yaşamımızla bağlantısını nasıl kuracağımızı bilmiyorduk.
İkinci zil sesi
Oğlumuz eşini ve üniversitenin son sınfındayken öğrenciliğini bırakarak Irak’a savaşa gitti ve biz oğlumuzu kaybettik.
Bu olaydan sonra çektiğim ruhsal buhran mideme sıçradı. Eşimle uykularımız kaçmaya başladı ve gözlerimiz giderek kötüleşiyordu, uykumuz çok bozulmuştu. Şimdi doktorlara gitme sırası bize gelmişti. Midemi incelemeye aldılar. Ve bu arada Los Angelos’ta yaşayan okul arkadaşımdan e-mail aldım. Bana İnternet’te NORBEKOV.COM web sayfasına bakmamı tavsiye ediyordu.
İlk izlenimim oldukça kuşku doluydu. Biz bu tür şeylere karşı ‘iyi idmanlıyızdır’. Norbekov seminerlerine katılan birinin ‘mide ülserim geçti’ cümlesine rastladım ve o sayfanın çıktısını eve getirdim. Baktık, seminerin verildiği şehirler arasında Atlanta yoktu. Sayfayı eşime verdim ve üç gün sonra yapılacak laboratuvar tahlillerini düşünmeye başladım.
Akşam eşim New York’a, Norbekov semierlerine birlikte gitmemizi önerdi. Ben ise: ‘Ne diyorsun, benim tahlillerim var’ dedim.
Sonunda yıllık iznimi aldım, tahlillerimi iptal ettirdim. Bizim için seminer masrafları 900 dolardan 6500’e çıkmıştı. Doğrusunu söyleyecek olursam, geçmişte paralarımı bu kadar güzel harcamamıştım.
Atlanta’ya yep yeni insanlar olarak geri döndük. Mide ağrılarım geçmiş, gözlerim iyileşmişti. Eşimin uyku düzeni normale dönmüş, gözleri de iki derece düşmüştü. İkimiz de 2 santimetre uzamıştık ve çalışmaya devam ediyorduk.
Bizimle beraber seminerlere katılanların tümü inanılmaz neticeler almıştı.
Şimdi bu seminerler hakkında Amerikalı çalışma arkadaşlarıma anlatıyorum. Onlar, bizi soru yağmuruna tutuyor. Seminer hala İngilizce’ye çevrilmedi ve ne zamanda çevrileceği belli değil cevabı onları çok üzüyor.
Düşünsenize, sizin insanların çoğunun hala bilmediği bir iyileştirme sistemine ulaşma imkanınız var. Bu fırsatı kaçırmayın! Bu kaderin gerçek bir armağanıdır!
ÜÇÜNCÜ ZİL SESİNİ BEKLEMEYİN!
Michail Viderman, Norbekov Enstitüsü koordinatörü. Atlanta, USA